|
MVNO:
Düşmanla İşbirliği Yapmak? |
|
|
|
Taner
Keser |
|
Hepimiz MVNO’nun hangi
kelimeler den oluştuğunu biliyoruz ama ben bir kez daha vurgulamak istiyorum.
MVNO Mobil Sanal Ağ Operatörü kelimelerinin kısaltmasıdır. MVNO; kendi şebekesi
olmayan, başka bir mobil operatörün frekansını ve teknik altyapısını
kullanarak, belirli bir pazar dilimine, yani kendi müşterilerine hitap etmek
için kendi markasını kullanan servisler satıcısıdır. 4 çeşit MVNO modeli
vardır: 1- Reseller 2- Reseller ve aynı
zamanda içerik sağlayıcı 3- MVNO: Tek operatör
üzerinde servis veren 4- MVNO: Çok operatör
üzerinde servis veren Bunlar, dost mu yoksa
düşman mıdır? İnceleyelim… Sahiplik konusu... MVNO’nun içindeki ‘Sanal’
kelimesi, onların bir radyo frekansına sahip olmadıkları, fakat bunu var olan
mobil operatörlerden kiraladıkları anlamına gelir. Bu frekans, sabit
şebekelerde lokal loop un mobil karşılığıdır ve MVNO’lara frekans kiralamak;
sabit hat pazarında rakip geniş bant tedarikçilerine, aboneden muayene
masasına kadar bakır tel kiralamaya benzer. Peki, sanal operatörü
farklı kılan nedir? Kuşkusuz, mobil telefona özgü SIM kart’ı üretiyor
olmaları değildir. Bazı şirketler, mobil operatörün aktif desteği ile SIM
kart üretirler, fakat bundan bütün kazandıkları mobil telefon üzerinde
markalarını teşhir edebilmektir. Aslında bir operatörü tam
olarak operatör yapan, giden ve gelen aramaların her ikisini de kontrol
edebiliyor olmasıdır. Bu en azından kendi santral donanımına ve faturalama
imkânına sahip olduğu anlamına gelir. Böylece abonelerin arama ve
aranmalarındaki maliyetleri üzerinde kontrollerinin olduğunu gösterir. Aynı
zamanda, servis tedarik etmesi için bir operatöre bağlı kalmak yerine,
kendisi de tarifeler, katma değerli servisler geliştirebilir. Aslında, rekabetçi bakış
açısıyla baktığımızda bu durum; ISP’ler in toptan kapasite alıp internet
erişimi satmalarından ve ana tedarikçileriyle yarışmalarından farklı bir şey
değildir. MVNO da var olan GSM şebekesi üzerinde ‘dakika’ satar ve eğer bir
operatör bunu yapmazsa başka biri yapar. GSM operatörü bu durumdan
yararlanmalı ve MVNO’ları müşteri olarak görüp, toptan airtime satışını
garantilemeli, verimliliğini artırmalı, başka bir deyişle çok küçük bir
maliyetle yeni müşteriler kazanmış olarak düzenli nakit akışı sağlamalıdır. Bir önceki yazımızda 3G
lisanslarına değinmiştik. Eğer 3G lisansı verilir ve beraberinde yatırım
yapan firmalar olursa MVNO gelirleri bu firmalar için, kısa sürede
yatırımlardan para kazanmak adına çok önemli olacaktır. Farklı markalar, gün
boyunca farklı arama kalıplarına sahip olan belirli kullanıcı gruplarına hitap
eder. Örneğin, önceleri iş müşterileri olan bir GSM operatörü, gençlik pazarı
odaklı bir MVNO aramalıdır. Birbirini tamamlayıcı MVNO’lara sahip GSM
operatörü böylece sağlam bir pozisyonda olur ama bunun bazı riskleri de
vardır. Birinci ve en belirgini, GSM operatörü müşterisiyle direkt
bağlantısını kaybedebilir. Şebeke her zaman para getirecektir, fakat müşteri
tabanı çok daha değerli olabilir. Direkt bir ilişki olmadan, müşteri kazanımı
üzerinde kontrol ve müşteri ilişkileri zorlaşır ve sonuç olarak bu karı
azaltabilir. Peki, ne çeşit şirketler
sanal operatör olmaya en uygundur? 1- Yurdumuzda ve belirli
ülkelerde ( Almanya vb)uzak mesafe veya sabit telekomünikasyon hizmetleri
lisansı olan, uluslararası bağlantıları gerçekleştirmiş ve Mobil-IP
yakınsamasını veya sabit hattan verilen hizmetlere mobilite kazandırmayı
hedefleyen şirketler. Bu şirketler, faaliyet gösterdikleri ülkelerin
birbirleriyle ve diğer ülkelere doğru yapacakları aramaların maliyetini
düşürebilecektir. Örnek; KOÇNET, TSM BİLİŞİM, DOĞAN TELEKOM… 2- Diğer uygun bir
profil, markası üzerine sermaye katmak isteyen tanınmış ve sağlam müşteri
tabanı olan şirketlerdir. Yurtdışında AOL, Türkiye de Doğan On line (e-Kolay
)buna iyi bir örnektir. Doğan Grubu Böyle bir lisansa sahip olduğu takdirde
27.000 yaysat dağıtım kanalı vasıtasıyla müşteriye ulaşabilecek, Teknosa,
Gold gibi zincir mağazalarda satış yapar, internet, medya, eğlence konseptine
uygun olarak içeriği de paketlenmiş şekliyle sunar hale gelecektir. MVNO uygulamalarında
başarı öyküsü olarak, İngiliz Virgin Mobile ve adı konmamış bile olsa
yurdumuzda A-tel gösterilebilir. Her ikisi de çok kısa süre içersinde oldukça
yüksek abone sayısına ulaşmışlardır. Sonuç olarak; iki farklı
argüman görmekteyiz. MVNO modeli GSM operatörleri için; Dost olacak, kendi
başlarına ulaşılamayacak kadar büyük gelir getirecek, ya da Düşman olacak ve
istenmeyen bir rekabet getirecek. GSM operatörleri finansal
açıdan bu potansiyelleri değerlendirmek istiyorlar ancak, seçici
davranacaklarını ve her lisans almış firmaya şebekelerini açmak zorunda
olmadıklarını düşünüyorlar. Kişisel olarak; İşin regülasyon boyutunda TK ya
çok büyük görev düştüğünü ancak bu işin hiç kolay olmayacağını, heriki
tarafın da bu lisanstan veya uygulamalardan mutsuz olacağını, UMTH lisanslarının
verildiği 2004 yılından günümüze kadar yaşanılan evrelerin yeniden gözden
geçirildiğinde söylediklerimin daha iyi anlaşılacağını belirtiyorum. Kanatımca, Eğer MVNO
operasyonları zorunlu kılınırsa GSM operatörleri de grup şirketlerinden
birini bu işle görevlendirecek ve kendisine devlet eliyle bir düşman
yaratmanın önüne geçmiş olacaklardır. Saygılarımla, |
|