Elektronik posta’lar neden mahkemelerde delil olarak kullanılamıyor?

Taner Keser
TSM BİLİŞİM GENEL MÜDÜRÜ

Artık internetin sırasıyla,mektubun,faksın , telefonun ve artık IP TV şeklinde televizyonun yerini almasıyla ,mahkemelerde görülen davalar da da e-posta lar ile ilgili düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Çünkü e-postalar hayatımızın önemli bir parçası olmasına rağmen delil olarak kullanılamamaktadır.Nedenlerine bir göz atarsak;

1-) Bir e-postanın geldiği yerin kesin olarak tesbit edilebilmesi için noter ler gibi çalışan hukuken onaylı makamların aracılığıyla gelmesi gereklidir. Bu gibi durumlarda bu onay makamı üzerinden e-posta iletildiğinden dolayı ihtilaf halinde bu onay makamına sorularak gönderici adresinin teyidi istenir.Şu anda Türkiye de bu uygulama yoktur.

2-) Bir diğer durumda e-posta nın tarafsız başka bir sunucuda olması durumudur (örneğin hotmail yada yahoo gibi). Bu gibi durumlarda e-posta sunucusunun sahibinin şahitliği ile de e-posta kesin olmasa da kanıt olarak kullanılabilir.Bilindiği kadarıyla Hotmail veya Yahoo dan böyle bir taleb olmamıştır ve neticesinde delil olabilecek bir cevap verilmemiştir.

3-) Bunların dışındaki durumlarda; nasıl bir e-posta nın içeriği, e-posta alıcıya gittikten sonra alıcı tarafından kolayca değiştirilebiliyorsa aynı şekilde gönderici adresi de değiştirilebilmektedir. Eğer arada bir onay makamı olmadan e-posta direkt olarak gönderenden alıcıya gitmiş ve onun bilgisayarında kayıtlı ise ;gönderen kısmı alıcı tarafından kolaylıkla değiştirilebildiğinden göndericinin adresinden emin olunamaz. Ayrıca e-posta gönderen e-posta sunucusu, eğer kendi bilgisayar ağınızda ise çok kolay bir şekilde bu sunucuyu istediğiniz bir adresi taklit edecek şekilde ayarlayıp bir e-posta size farklı yerlerden geliyormuş gibi gösterebilirsiniz. Benzer şekilde bir e-posta nın tarih ve içerik gibi diğer bilgileride değiştirilebilir.İşte mahkemelerde en sık karşılaşılan bu durum da davalı veya davacının mahkemeyi yanlış yönlendirmelerine neden olunmaktadır.

Bu durumları örnekle açıklayalım.yukarıdaki ilk durumda onay makamını PTT olarak kabul edelim. iadeli taahütlü olarak gönderilen bir mektubu PTT’ye teslim ederken atılan imza ve alıcının teslim aldığında attığı imza bu mektubun gönderici ve alıcısının tayininde kanıt olarak kullanılabilir.

İkinci durum ise mektubunuzu teslim etmesi için bir aracıya verdiğiniz durumdur. Bu durumda aracı göndericiyi teşhis ile şahitlik edebilir.

Üçüncü durum ise kapınızın önünde bulduğunuzu iddia ettiğiniz bir zarfın üzerinde ‘’gönderici olarak yazan isim şudur ve bana bu mektubu şu kişi gönderdi diyerek göndericiyi belirtmek veya kendi hazırladığınız bir mektubun üzerine isim yazıp’’ ben şu kişiden mektup aldım’’ şeklinde bir söylemde bulunmak gibidir. Farkı ise ;normalde sizin kendi hazırladığınız mektuba bakılarak elyazınız yada daktilo yazınız teşhis edilebilmesine rağmen bilgisayardaki bir kayıdın üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığının kesin olarak tesbitinin imkansız olmasıdır.

Sonuç olarak;

Elektronik haberleşme kanunu içersinde e-noterlik tanımı yeni açılımlarla genişletilmeli,E-noter lerde bu onay makamı ihtiyaçı da göz önüne alınmalı ve TK tarafından gerekli düzenleme ve yetkilendirme yapılmalıdır.Böylelikle e-posta gönderimleri elektronik imza ile ilişkilendirilebilecek, ihtiyaç duyulduğunda mahkemeler tarafından bilirkişiye başvurmak yerine e-noterlerden sözkonusu e-posta nın ‘’aslının aynıdır’’ şeklinde onaylanmış kopyası alınabilecektir.