|
Elektronik
posta’lar neden mahkemelerde delil olarak kullanılamıyor? |
|
|
|
|
|
Artık internetin sırasıyla,mektubun,faksın , telefonun ve artık
IP TV şeklinde televizyonun yerini almasıyla ,mahkemelerde görülen davalar da
da e-posta lar ile ilgili
düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.Çünkü e-postalar hayatımızın önemli bir
parçası olmasına rağmen delil olarak kullanılamamaktadır.Nedenlerine bir göz
atarsak; 1-) Bir e-postanın
geldiği yerin kesin olarak tesbit edilebilmesi için
noter ler gibi çalışan hukuken onaylı makamların aracılığıyla gelmesi
gereklidir. Bu gibi durumlarda bu onay makamı üzerinden e-posta
iletildiğinden dolayı ihtilaf halinde bu onay makamına sorularak gönderici
adresinin teyidi istenir.Şu anda Türkiye de bu uygulama yoktur. 2-) Bir diğer durumda
e-posta nın tarafsız başka bir sunucuda olması
durumudur (örneğin hotmail yada yahoo
gibi). Bu gibi durumlarda e-posta sunucusunun sahibinin şahitliği ile de
e-posta kesin olmasa da kanıt olarak kullanılabilir.Bilindiği kadarıyla
Hotmail veya Yahoo dan böyle bir taleb olmamıştır ve neticesinde delil olabilecek bir
cevap verilmemiştir. 3-) Bunların dışındaki
durumlarda; nasıl bir e-posta nın içeriği, e-posta
alıcıya gittikten sonra alıcı tarafından kolayca değiştirilebiliyorsa aynı
şekilde gönderici adresi de değiştirilebilmektedir. Eğer arada bir onay
makamı olmadan e-posta direkt olarak gönderenden alıcıya gitmiş ve onun
bilgisayarında kayıtlı ise ;gönderen kısmı alıcı tarafından kolaylıkla
değiştirilebildiğinden göndericinin adresinden emin olunamaz. Ayrıca e-posta yı gönderen e-posta sunucusu, eğer kendi bilgisayar
ağınızda ise çok kolay bir şekilde bu sunucuyu istediğiniz bir adresi taklit
edecek şekilde ayarlayıp bir e-posta yı size farklı
yerlerden geliyormuş gibi gösterebilirsiniz. Benzer şekilde bir e-posta nın tarih ve içerik gibi diğer bilgileride
değiştirilebilir.İşte mahkemelerde en sık karşılaşılan bu durum da davalı
veya davacının mahkemeyi yanlış yönlendirmelerine neden olunmaktadır. Bu durumları örnekle
açıklayalım.yukarıdaki ilk durumda onay makamını PTT olarak kabul edelim.
iadeli taahütlü olarak gönderilen bir mektubu
PTT’ye teslim ederken atılan imza ve alıcının teslim aldığında attığı imza bu
mektubun gönderici ve alıcısının tayininde kanıt olarak kullanılabilir. İkinci durum ise
mektubunuzu teslim etmesi için bir aracıya verdiğiniz durumdur. Bu durumda
aracı göndericiyi teşhis ile şahitlik edebilir. Üçüncü durum ise
kapınızın önünde bulduğunuzu iddia ettiğiniz bir zarfın üzerinde ‘’gönderici
olarak yazan isim şudur ve bana bu mektubu şu kişi gönderdi diyerek
göndericiyi belirtmek veya kendi hazırladığınız bir mektubun üzerine isim
yazıp’’ ben şu kişiden mektup aldım’’ şeklinde bir söylemde bulunmak gibidir.
Farkı ise ;normalde sizin kendi hazırladığınız mektuba bakılarak elyazınız yada daktilo yazınız teşhis edilebilmesine
rağmen bilgisayardaki bir kayıdın üzerinde
değişiklik yapılıp yapılmadığının kesin olarak tesbitinin
imkansız olmasıdır. Sonuç olarak; Elektronik haberleşme
kanunu içersinde e-noterlik tanımı yeni açılımlarla genişletilmeli,E-noter
lerde bu onay makamı ihtiyaçı da göz önüne alınmalı
ve TK tarafından gerekli düzenleme ve yetkilendirme yapılmalıdır.Böylelikle
e-posta gönderimleri elektronik imza ile ilişkilendirilebilecek, ihtiyaç
duyulduğunda mahkemeler tarafından bilirkişiye başvurmak yerine e-noterlerden
sözkonusu e-posta nın
‘’aslının aynıdır’’ şeklinde onaylanmış kopyası alınabilecektir. |
|